Önemli Not: Ülkemizin Mevcut
şartları içinde ! ve Cuma namazı emrinin vahy olması ile ilk uygulamaları ,Tarih
içinde konunun nasıl algılandığını bilmeden cuma namazı hakkında hüküm
vermeyin.Çok önemli kaynaklara göre bu namaz daha çok sosyal ve siyasi
amaçlıdır. şartları iyi incelenirse en önemlisi veda hutbesi
dikkatlice okunursa bir cuma namazının gerçek şartlarını daha iyi anlayabiliriz
(Veda Hutbesi) Bu konu Tarih içinde her
kesimden gurupların ,fırkaların istismar konusu olmuştur. günümüzde de konu
fazlası ile istismar edilmektedir. Gayesi Allah rızası için ibadet etmek
olanlar.konuya bu istismarcıların penceresinden değil Allah'ın ve
Resulullah'ın penceresinden bakmak mecburiyetindedirler.
Allah cc.ve Resulullah sav.penceresinden :ayet ve
Hadisler ışığında cuma namazı
Piyasadaki mevcut ilmihallere
göre !
Cuma
Namazı
Cuma namazı, dördü ilk sünnet, ikisi farz ve dördü de
son sünnet olmak üzere on rek'attır.Cuma günleri öğle vaktinde kılınır
ve o günün öğle namazının yerine geçer. Cuma namazının farzı cemaatle
kılınır. Tek başına kılınmaz.
Cuma Namazı Kimlere
Farzdır
Cuma namazının bir kimseye farz olması için, müslüman,
akıllı ve erginlik çağına gelmiş olmaktan başka altı şartın daha
bulunması gerekir.
Cuma Namazının Farz
Olmasının Şartları:
1) Erkek olmak (Kadınlara farz değildir.)
2) Hür ve serbest olmak.
3) Mukîm olmak. (Yani misafir olmamak)
4) Sağlıklı olmak. (Cuma namazına gidemeyecek şekilde hasta olmamak)
5) Kör olmamak.
6) Ayakları sağlam olmak
7) Akıllı olmak (menfaatini bilecek kadar bilinçli olmak)
8) Baliğ olmak (Sorumluluk yaşına gelmiş olmak)
Bu şartlar kendisinde olmayan kişiye cuma namazı farz değildir.
Ancak bu durumda olan bir kimse câmiye gidip cumayı kılarsa o günün öğle
namazının yerine geçer.
Cuma namazının sahih olması için de altı şart lâzımdır.
Cuma Namazının Sahih
Olmasının Şartları :
1) Cumanın öğle vaktinde kılınması.
2) Namazdan önce hutbe okunması.
3) Cuma kılınan yerin herkese açık olması (iş yerlerinde,ceza evlerinde,dağ
başlarında kılınmaz)
4) İmamdan başka en az üç erkek cemaat bulunması.
5) Cuma namazını kıldıranın, devletin reisi ve(Reisin bilhassa) görevlendirdiği
veya yetki verdiği bir kişi olması.
6) Cuma kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması.(bitişik binaları ve
devlet adına kurumları olan yer,adliye,kaymakamlık,vs.)
Cuma Namazı Nasıl Kılınır
Cuma günü öğle vakti ezan okunduktan sonra, önce dört
rek'at olan ilk sünneti kılınır. Bunun niyeti şöyledir: "Niyet
ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının ilk sünnetini kılmaya."
Cumanın ilk sünnetinin kılınışı aynen öğle namazının
dört rek'at sünneti gibidir. Sünnet kılındıktan sonra câminin içinde bir
ezan daha okunur ve imam minbere çıkarak hutbe okur. Hutbe bitince ikamet
getirilir ve cumanın iki rek'at farzı cemaatle kılınır. İmamın arkasındaki
cemaat şöyle niyet eder: "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü
cuma namazının farzını kılmaya, uydum imama."
Farzdan sonra cumanın dört rek'at son sünneti kılınır.
Bunun kılınışı da cumanın ilk sünneti gibidir. Niyeti şöyledir: "Niyet
ettim Allah rızası için cumanın son sünnetini kılmaya."
Cuma namazı böylece tamamlanmış olur.
Bundan sonra dileyen dört rek'at "Zuhri Âhir=Vakti
girmiş olan son öğle namazı farzı"
ile iki rek'at da vakit sünneti kılar.
Son öğle namazına: "Niyet ettim Allah rızası
için vaktine yetişip henüz kılamadığım son öğle namazını kılmaya"
diye niyet edilir. Bu son öğle namazı, öğlenin dört rek'at farzı gibi kılınmakla
beraber sünnetlerde olduğu gibi dört rek'atın hepsinde fatihadan sonra sûre
okunması daha iyidir.
İki rek'at vakit sünnetine de şöyle niyet edilir: "Niyet
ettim Allah rızası için vaktin sünnetini kılmaya." Bu namaz da
sabah namazının sünneti gibi kılınır.
Not: Din görevlisinin el kitabı. Mevlüt Özcan Sabır yayınları, sayfa:338 Cuma namazının kılınışı
Müslümanlar haftada bir gün
şehirde ikamet edenler veya şehre yakın ikamet edenler şehrin en büyük (SELATİN
CAMİSİNDE) toplanmak suretiyle Dünya ve Ahiret hayatlarına en uygun yaşantı
tarzlarını gerçekleştirmek ve bu şartların uygulanmasını görüşmek üzere
devlet reisi veya onun yönetim adına yetki verdiği kişinin yönetiminde
toplanırlar. Cemaati bu konuda yöneten kişi imamdır.(Reis)
Cuma namazının İslam'da büyük önemi vardır. Peygamber )sav)
Efendimiz "Mazeretsiz üç cuma namazına gelmeyen kişi münafıktır.buyurmaktadır.
Hadisi şerifte cuma namazının önemine işaret edilmiştir.Bu şekilde onun
münafıklık sıfatına bulaşacağı kastedilmiştir. Cumanın hikmetleri
vardır,Cuma namazı zahirde Müslümanlara cephe alanlara karşı bir varlık
gösterisidir. Bu toplantının manası şudur,Bizimle şaka olmaz ,Biz öyle bir
Milletiz'ki,gönlümüzü bir yere vermişiz;icap ederse bir kelime-i mübeccele
etrafında her şeyimizden soyunur. Allah (cc) der, toplanırız manasını taşır.
Cuma namazını devlet başkanı veya onun yetki vereceği
kişiler kıldıracaktır. Hutbedeki zat millete bir haftalık yönetimin hesabını
verecektir. İslamın mukadderatını ,mevcut durumunu anlatacaktır.Ne yapılmıştır ,
Daha neler yapılacaktır.Ümmetin bu konularda ne yapması gerektiğini anlatacak
,eleştirileri dinleyecek en doğru karar üzerinde birlik,ittifak sağlanarak
halkın yönetime ortak olması sağlanacaktır.İslam'ın ve Devletin geleceğinin
koşulduğu bu meclislere mazeretsiz üç cuma gelmeyenin İslam ve devlet adına
sorumsuz olan bir kişinin münafık olma ihtimali olduğu Resulullah sav.
tarafından tespit edilmiştir.
Cuma nazının kılınacağı yer için Devlet reisinin izni
konusu içtihadi bir görüş olarak ortaya çıkmıştır.Bunu izinsiz cuma kılınmaz
şeklinde anlamamak lazımdır. Hanefi mezhebi mensubu Alimlerde böyle
anlamamışlardır.Böyle anlaşılacak olursa Ayet ve hadis ile farz olan bir ibadet
, içtihatla iptal edilmiş olur. Oysa Devlet reisi halkı cuma namazından men etse
dahi "Allah'a isyan olan yerde mahluka itaat olamayacağından" Müslümanlar kendi
aralarında imam seçerek şehirlerinde bu ibadeti yine eda etmeleri gerekmektedir.
Cuma namazı hakkında Mezhepler arasında bazı
ihtilafların çıkmasının sebebi Müslümanların yaşadığı coğrafyada çeşitli idari
sistemlerin olması ve her idarenin İslam'a bakışı farklı olması nedeniyledir.
Bilhassa günümüzde İslam evrensel anlamda başsız kalmıştır. Halbuki İslam
evrensel bir dindir. Mevcut İslami toplulukların yaşadığı ülkelerin yöneticileri
bu boşluğu doldurmak için Allah rızası düşüncesinden önce liderlik düşüncesi ile
olaya siyasi açıdan baktıklarından İslam'ın emri olan sadece Allah rızası için
bir araya gelmeleri mümkün olmamaktadır. birde 1. dünya savaşından sonra
dağıtılan Osmanlı devleti toprakları üzerinde Yabancılar tarafından kendilerinin
menfaatini koruyacak feodal kabilelere kurdurulan 40 adet suni devletin
çoğu hala demokratik yönetimi beceremediklerinden dolayı İslam birliği
oluşmamaktadır.
Her ülkede ayrı ayrı yorumlanan Ayet ve Hadisler
bazı ülkelerde birden fazla şekilde yorumlanmakta Başta İslam'ın emri olan
özgürlük ortamı tesis edilemediğinden Cumanın Hür olma hükmü yerine gelmemiş
olmaktadır.
Allah cc. (ey Resulüm biz seni onların üzerine
kollayıcı bir bekçi olarak göndermedik, Sana verdiğimiz görev sadece tebliğ
etmektir) ayetiyle islam adına hayatın alabildiğine özgürlük ön gördüğünü
anlamak zor değil, Tabi bu özgürlük diğer insanların hayatını ve haklarını ihlal
etmemekle sınırlıdır.