BURÇ, BURÇLAR, BURÇ FALI
Yüksek köşk, kalenin yuvarlak dört köşe veya çok köşeli sıkıntısı.
Herkesin gözüne çarpacak şekilde açık ve belli olan şey. Güneş sisteminde
bulunan oniki takım yıldızdan her birine verilen isim. Bundan dolayı köşke
de burç denmiştir. Terim olarak ise, "gökteki bir takım yıldızlara ve
yıldız kümelerine burç" denir. Burçlar on iki adettir. Bunların altısı
kuzeyde, altısı da güneydedir. Gök bilimciler yıldız kümelerini, her ayda
ve mevsimde göründükleri şekillere göre isimlendirmişlerdir. Buna göre
burçların isimleri ve tekâbül ettikleri aylar şunlardır:
1) Koç (hamel) burcu, 21 Mart-19 Nisan. 2) Boğa (sevr) burcu, 20 Nisan-20
Mayıs. 3) İkizler (cevzâ) burcu, 21 Mayıs-21 Haziran. 4) Yengeç (seretân)
burcu, 22 Haziran-22 Temmuz. 5) Aslan (esed) burcu, 23 Temmuz-22 Ağustos.
6) Başak (sünbüle) burcu, 23 Ağustos-22 Eylül. 7) Terazi (mîzân) burcu 23
Eylül-23 Ekim. 8) Akrep (akrep) burcu, 24 Ekim-21 Kasım. 9) Yay (kavs)
burcu, 22 Kasım-21 Aralık. 10) Oğlak (cediy) burcu, 22 Aralık-19 Ocak 11)
Kova (delv) burcu 20 Ocak-18 Şubat. 12) Balık (hût) burcu, 19 Şubat-20
Mart.
Yılın her ayında güneş bu burçlardan birine girer. Güneşin Koç burcuna
girmesiyle ilkbahar; Yengeç burcuna girmesiyle yaz; Terâzi burcuna
girmesiyle sonbahar; Oğlak burcuna girmesiyle kış başlar.
Türk Edebiyatında, hangi mevsimde hangi burcun bulunduğu şu şiirle
açıklanmıştır:
"Hamel ü Sevr ile Cevza'da gelir fasl-ı bahar
Seratân ü Esed ü Sünbüle'dir yaz'a medar
Tuttu Güz faslını Mizan ile Akrep dahi Kavs
Cedi vü Delv ile Hut kıldı Zemistanda (kış'ta) karar."
Burç Falı
Fal, lügatta; "uğurlu saymak" anlamındadır. Terim olarak, "çeşitli
usullerle, bilinmeyenden ve gelecekten haber verme ve kişilik okuma
sanatı"dır. Burç falı ise, "insanları, doğdukları burçlara göre
gruplayarak geleceğini okumaya, kaderine dair konuşmaya" denir. Gelecek
zamanda vukû bulacak olayları haber vererek gayb* sırlarını bildiğini
iddia edene falcı denir. Falcılık*, çok eski devirlerden beri bazı
insanlar tarafından revaçta olan bir husustur. Özellikle daralan insanlar
için gelecekten haber verme işi son derece caziptir. Geleceğin kesif
karanlıkları içinde saklanan mukadderatı görmeğe beşer zekâsı
yetmediğinden mukadderatın tayini için insanlar böyle bir takım hurâfe ve
boş vasıtalardan yardım isteyegelmişlerdir. Yirminci asrın sonlarında
özellikle ekonomik yönden gelişmiş milletlerin insanları arasında da
kehânete inananlar ve kehâneti sanat edinenler az değildir. (Kâmil Miras,
Sahih-i Buhârî Tecrîd-i Sarîh Tercüme ve Şerhi, Ankara 1974, VI, 543).
Bizde de kendini aydın sanan bir takım gazete mensupları her gün yıldız
falı hurâfesiyle insanların kaderi hakkında bir takım yorumlar
yapmaktadırlar ki bunlar hiç bir ilmî dayanağa sahip değildir. Ayrıca bu
asılsız yorumlar okuyucuların ruhî dengelerine olumsuz yönde etki
yapmaktadır. Bu bir atma, saçma ve aldatmadan ibarettir.
Falcılık İslâm'da kesinlikle yasak edilmiştir. Gayb'dan verdiği haber
konusunda kâhini tasdik etmek küfürdür. (Sâdeddîn et-Taftâzânî, Kelâm İlmi
ve İslâm Akâidi (Şerhu'l-Akâid), Terc, Süleyman Uludağ, İstanbul 1980,
353). Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse gider de
verdiği haber konusunda kâhini tasdik ederse, Allah'ın Muhammed'e
indirdiğini inkâr etmiş olur." (Tirmizî, Tahâret,102; İbn Mâce, Tahâret,
122; Ahmed İbn Hanbel, II, 408).
Geleceği (gaybı) Allah'tan başka hiç kimse bilemez. "De ki: göklerde ve
yerde gaybı Allah'tan başka bilen yoktur." (en-Neml, 27/65). "Gaybın
anahtarları onun katındadır. Onları ancak O bilir" (el-En'âm, 6/59). Bu ve
benzeri ayetler, gaybı Allah'tan başka kimsenin bilmediğine delâlet
etmektedir.
İslâm âlimleri, sâbiîler gibi, tesiri yalnız yıldızlardan bilerek onlardan
bir takım hükümler çıkarmaya kalkışmanın küfür ve şirk olduğunda ittifak
etmişlerdir. (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, VII, 5207).
Bunun yanında insanın, girişeceği önemli bir iş için istihâre* yapması
meşrûdur sünnettir. Bunun, İslam'da yasak edilen falcılık ve kehânetle hiç
bir ilgisi yoktur.
Mehmed BULUT