ÇANAKKALE SAVAŞINDA ORDULARIN ASKER SAYISI

      Çanakkale savaşlarında ittifak devletleri savaşa katılan askerlerinin sayısını,ölü ve yaralı rakamlarını net açıklarken, bizim savaşa katılan resmi askerlerimiz dışında , Gönüllü olarak tabir edilen  askerlerimizin sayısı hakkında resmi açıklama bu güne kadar açıklanmamıştır.
       Önceki yazımızda okuduğunuz gibi Çanakkale deniz savaşının efsanevi kahramanı Seyit çavuşun dahi resmi madalyası, Gazi maaşı olmamıştır.
       Çanakkale savaşında askerlerimiz üç sınıf olarak açıklanır, Şehit,Gazi, Zayiat. Şahit ve Gazi rakamları resmi asker sayısını ortaya koyarken, sivil askerlerimize gazi dahi denilmemekte, şehit olanlarına ise savaş alanında ateş altında kalan sivil muamelesi ile zayiat denilmiştir.
       Çanakkale savaşlarında silah altına alınan  asker sayısı değişik olmakla beraber Şehit sayısı 53.000 olarak yazılmaktadır. 90.000 yaralı beyan edilmektedir.  Halbuki bu savaşlarda yaygın kanaat , yazılan ve hatıralardan , dış basından öğrendiğimiz farklı kaynaklarda Türk Ordusunun 250.000 şehit verdiğini, 150.000 yaralı gazi olduğunu yazmaktadır.
        Bazı kaynaklarda silah altına alınan resmi,sivil gönüllü asker sayısının 1.200.000 kişi olduğunu, bunun 800.000 kişisinin kayıp hükmünde adlandırıldığını yazmaktadırlar.  bunların hangisinin doğru olduğu konusunda sağlıklı fikir yürütecek durumda değiliz. 90 yıldır unutturulmaya çalışılan Boğaz harbi, günümüzde canlandırılmaya çalışılıyor, birileri tarihi gerçeklerin ortaya çıkarılmasının atalarımızın kemiklerini sızlatmakta olduğunu, savaş yıllarında, imkansızlıklar nedeniyle  yapılan eksiklerin hesabının artık sorulamayacağını, tarihi kurcalamaktan, bir devri karalamaktan vazgeçilmesini dikta etmektedirler,
         Öte yanda atasının başına kına yakılarak Çanakkale'ye gönderilen, resmi kayıtlarda adına sanına rastlanmayan şehitlerimizin , gazilerimizin onurlarını düşünen olmayacak mı bu ülkede ?

"Tarihçi bir yazarımız: Ziyyad Ebuziyya
Düşmanın Çekilmesi öylesine mükemmel sonuçlanmıştır ki, savaşın son günlerinde General Hamilton’un yerine atanan ve çekilme konusunda ısrarcı olan General Munro ve kurmayları, bu başarı nedeniyle nişanlarla ödüllendirileceklerdir. (Bu General Munro hakkındaki en ilginç tanımlamayı Churchill yapmıştır: “Hızlı karar alan bir subayımızdı; gitti, gördü ve teslim oldu.)

Oysa, Çanakkale’de ölen ya da yaralanan askerlerin hiç biri özel bir madalya almamıştır... İtilaf orduları askerleri için böyle bir uygulama düşünülmemiştir; onlara verilenler de Britanya İmparatorluğu’nun madalyalarıdır.

Türk asker ve subaylarının aldığı nişan ve madalyalar da Osmanlı İmparatorluğu madalyalarıdır. Çanakkale’den sonra Kurtuluş Savaşı’na katılanlara İstiklal Madalyası verilmiş, ama sadece Çanakkale’de savaştıkları için bir “Çanakkale Madalyası” düşünülmemiştir. Bunun nedeni, orada savaşan, yaralanan ve ölen askerlerin “Osmanlı askeri” olmasıdır.

Ne kadar acıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni “ilelebed yok olmak”tan kurtaran bu inanılmaz savaşta kolunu, bacağını, hatta canını vermiş bir sürü isimsiz kahraman tarihe gömülüp bırakılmıştır.

Şair Mehmet Akif doğru tahmin etmiş; gömülmelerine ne kadar göz yumsak da, bu isimsiz kahramanlar tarihe sığmıyorlar.

Gelibolu’yu işgale gelen ve artık hiçbiri hayatta olmayan bu insanların torunları ve torun çocukları, taa dünyanın öbür ucundan kalkıp geliyor ve dedelerinin mezarlarını ziyaret ediyorlar. Sayıları da her geçen gün biraz daha çoğalıyor.

Biz ise, her yıl Nisan’ın son haftasında, Çanakkale ve Gelibolu’ya gelen bu gençleri “taşkınlık yapıyorlar” diyerek sokak aralarında kıstırıp dövüyoruz.

Oysa yapmamız gereken, her yıl martın 18’inde Boğaz’ın ayazında hamasi nutuklar atmak değil, onlarla birlikte bölgeyi dolaşmak, tarihi araştırıp biraz okumak; öğrendiğimiz doğruları yazıp çizerek çocuklarımıza bırakmak...

Nerede ölüp nereye gömüldüğünü bile bilmediğimiz binlerce şehidin ruhunu ancak böyle şad edebiliriz.
 

  ÖNCEKİ SAYFA