Hayrat ilçemizin kurtuluş mahallesi sakinlerinden Ahmet oğlu Akile'den doğma Hasan Gözaydın  D- 01.07.1871 / Ö-02.03.1939  amcaları Mehmed, Abdullah , İbrahim efendiler  Osmanlı devletinin son zamanları olan gaflet ve hıyanetin imparatorluğu bitirdiği yıllarda yurdumuzun her  coğrafyasında inanç ve ulus beraberliğimiz için savaşlarda olduğu kadar savaş olmayan ortamlarda ilim irşat savaşı vermişlerdir.
   Ahmet oğlu Hasan efendi Of medresesinden sonra Süleymaniye medresesinde eğitim görmüş ,1.Dünya savaşından önce çeşitli askeri birliklerde moral subayı olarak görev almıştır.
   1. dünya savaşı patlak verip , bir şekilde Osmanlı savaşa çekildiğinde Abdullah efendi  1916da Balkanlardaki karışıklıklarda şehit oldu (Kayboldu)  Mehmet efendi 1918 de Of'da vefat etti. Bu sıralar İzmir'de görev yapan Hasan efendi, Ruslar savaşa girip doğu Karadeniz'i işgale başladığı haberini alınca Of'ta bulunan  Kardeşi İbrahim ve Eşi Hanife'ye telgraf çekerek Çorum Sungurluya gelmelerini ister.
Bu yolculuk çok uzun ve çetin geçer, Yolda aile 2 kişiyi hastalıktan kaybeder, Ahmet oğlu İbrahim , Anneleri Ahmet eşi Akile, Ahmet oğlu Hasan eşi Hanife, İbrahim eşi Rahime, çocuklar; Hasan oğlu Ahmet,İbrahim oğlu İhsan, Hasan oğlu Talat Fahri, Hasan kızı Rahime,Hasan kızı Zülfiye, İbrahim oğlu Halil,İbrahim kızı Fatma, İbrahim kızı Zahide,Hasan kızı Fatma Safiye, Abdullah kızı Lütfi'ye, Hasan kızı Refigül, Hasan kızı Naim'e, İsimlerini tespit edemediğimiz birkaç kişi ile Muhacirlik başlar, Çocuklar çoğunlukla küçüktür, Yolun tamamı yürüyerek gidilmektedir. Yanlarında sığırları da vardır, hayvanların sütü ile yaşamaktadırlar.
Samsun'dan sonra Merzifon'a gelmeden bölgede kuraklık vardır hayvanlarını besleyemezler ve kesmeye karar verirler, etleri kavurma yaparak yanlarına alırlar. Kuraklık nedeniyle yollarda toplayabilecekleri sebze bulmakta güçlük çekmeye başlarlar. Bu sıralar iki çocuk hayatını kaybeder, diğer çocukları yol güzergahındaki yerleşik halktan kişiler isterler, Bu muhacirlikte pek çok  aile hastalanan, yola devam edemeyeceğini gördükleri çocuklarını evlatlık olarak vermişler. 
Ahmet oğlu İbrahim dede; Kendi ve Ağabeyi Hasanın çocuklarından kimseyi bırakmayacağını belirterek. Bütün aileye sahip çıkmıştır.
Bu sırada Ahmet oğlu Hasan efendi İzmir'deki görevinden ayrılarak Sungurluya gelir.
Ahmet oğlu Hasan efendi ve Ahmet Oğlu İbrahim efendi ailesi  İstanbul'da Medreseden tanıdığı bir ailenin  yanına sığınırlar.
Ahmet Oğlu İbrahim ve Ahmet eşi Akile Sungurludaki mucirlik yıllarında vefat ettiler, şehirdeki bir yol çalışmasında mezarları taşınmış olduğundan kayboldu.
1962 de Babam Hasan oğlu Ahmet ile Sungurluya dedem Hasan efendinin  kabrini ziyarete geldiğimizde yanlarına sığındığımız Bu ailenin büyüklerinden babam Ahmet'in çocukluk arkadaşı Hasan Hüseyin efendiye misafir olduk, Hasan Hüseyin efendi ile Hasan dedemin kabrini ziyarete, Sungurlu şehitliği Sarıtepe mezarlığına gittiğimizde Hasan Hüseyin efendi ; Her cuma buraya gelir, Kuran okur mezarın dökülen taşlarını onarıyorum dedi. Kendisi Sungurlunun ileri gelen ailelerinden biri idi.
Evlerinde akranım kız erkek birçok çocuk vardı.
     Ailemiz, Sungurlu'da bir vakıftan kiraladıkları üzüm bağlarını işlerken , hayvancılıkla da uğraşmaya devam ederler. bu arada Hasan efendi Ankara'dan kumaş getirerek Sungurlu Ulu cami arkasındaki eski çarşıda  manifaturacılık yapmaktaydı.
     Hasan efendi ve ailesi  Rus savaşı yıllarında  Muhacir olarak geldikleri Çorum Sungurluda Savaş sonrası yerleştiler.  Hasan efendi bu hayat mücadelesi sırasında ilim , irşat vazifesini ihmal etmiyor Sungurlu Ulu camide dersler veriyor, ülkenin tekrar eski azametine ulaşmasının yollarını milletle araştırıyorlardı.
  Bölgenin alimleri ile Çok yakın ilişkiler kurmuştu , (Mahmut Şevket Paşanın katlinden medhaldar (gönlü razı ) görülüp sürgün cezası verilerek Sinop'a gönderilen) sürgün cezasının çoğunu 1918 yılına kadar Sungurlu çevresinde  geçiren İskilipli Atıf hoca efendi ile İstanbul'dan yakın arkadaştılar.
Burada birlikte Memleketin içinde olduğu kaos ortamından selamete çıkmasının yolunu halka anlatıyorlardı.
     Savaş yılları sona erip düzenli hayata girildiği zamanda ülkede kaos bitmemiş başta devrim kanunları ve yeni  uygulamalar ülkede olduğu gibi bölgede de bir kesim tarafından kabullenilmedi . Bunlara tepki devleti zayıf düşürünce durumdan fırsat çıkaran eşkıya çeteleri çevrelerindeki karşı oldukları insanların mallarına canlarına zarar vermeye başladılar.
     Ablam hatice Kardeşim Kadri ile kabristandayız 2007Sungurlu  ve çevresinde ilmi ve ekonomik ağırlığı olan  Hasan efendi de Bu kargaşadan nasibini aldı . Bölgedeki eşkıya çeteleri kendilerine karşı koyanları çeşitli yöntemlerle yıldırma mücadelesi veriyorlardı. Hasan efendiyi yıldıramayınca    önce Ankara'dan getirmekte olduğu oldukça pahalı kumaş kervanı soyularak eşkıyalar tarafından yağmalandı. Ardından 300 baş davarı bir günde nedeni bilinmeyen bir şekilde ölerek telef oldu.
    Zaten savaştan çıkmış bir ülke ekonomisi ve eşkıya gerçeği nedeniyle maddi durumu iyice bozulan Hasan efendi borçlarının manevi zahmeti altında ezilerek hastalandı. kısa süren  ağır bir hastalığın ardından 1939 da sungurluda vefat etti .
   Kendisinden bir hafta sonra ilk torunu Fazilet hastalanarak 7 yaşında vefat etti. ve dedesinin sağ tarafına defnedildi. Ailenin büyüğü Hasan efendinin büyük oğlu Ahmet sırrı Gözaydın Bu sıralar İstanbul'da memur olarak çalışmaktaydı.İstanbul'daki memuriyet görevinden gelerek annesi Hanife hanımı ve ailenin diğer fertlerini alarak of'a döndüler.
    Ahmet sırrı Gözaydın ailesini Of'ta bırakarak  İstanbul'a geldi. Babasının sağlığında Ahmet sırrı Gözaydın İstanbul'da bir müddet hattatlık yaptıktan sonra 1930 da maliye ve gümrük bakanlığı personeli olarak memurluk vazifesi icra etmekteydi. 1955 yılına kadar  Babası Hasan efendinin Ankara esnafına olan borçlarını ödedi.
    
hasan efendinin kabri şerifiZaman zaman babam Ahmet Sırrı Gözaydın  Sungurluya gelir, Hem kabristanı ihya eder, Hem de çocukluk Arkadaşı  Hasan Hüseyin efendiyi ziyaret ederdi. Babamdan sonra bu ziyaretler maalesef kesildi. Diğer akrabalarımızın böyle bir ziyaret fırsatı olmadı.
      Hayat mücadelesi fırsat vermediği için bu ziyaretleri babamın ölümünden sonra uzun zaman bende yapamadım. 1995 yılında ilk kez gittiğimde kabir sapasağlam duruyordu. lakin Hasan Hüseyin efendiyi bulamadım.  Şubat 2007 de Kardeşim ve ablamla geldiğim sungurluda Hasan Hüseyin efendinin ailesini yine bulamadık. Sungurlunun yaşlıları arasında yaptığım araştırmada böyle birini tanıyan yaşlıya rastlamadım. Evlerinin yerinde apartmanlar yükselmişti, bir başka zamana bu düşüncemizi bırakarak sungurludan ayrıldık
sungurlu saat kulesi Hasan efendinin sarıtepe -ziyarettepede bulunan kabri şerifi Sungurlu ulu camii