Fitne-fesada asla taraftar olmadım olmam da
İsmailağa Camii emekli imamı Mahmut Ustaosmanoğlu, hayatı boyunca insanlara 'merhametli, dürüst, nazik ve hukuka riayet eden şahıslar olmalarını tavsiye ettiğini' söyledi.


İsmailağa Camii emekli imamı Mahmut Ustaosmanoğlu, basında ilk kez Zaman'a konuştu ve fotoğraf çektirdi.
İsmailağa cemaatini terör örgütleri ile ilişkilendiren haberlerin medyada yer almasının kendisini derinden üzdüğünü belirten Ustaosmanoğlu, "Manen ve madden ülkemizin kalkınması, huzur içerisinde olmasına katkı ile dahili fitne ve harici kötü niyetli davranışlara karşı insanlarımızı uyarmaya gayret ettik. Asla fitne ve fesada taraftar olmadık ve olmayacağız. Hayatımızın hiçbir döneminde meşruiyet dışında olmadık ve olmayacağız." dedi.

Medyanın peşinde koştuğu Mahmut Ustaosmanoğlu, gündemdeki konuları Zaman'a değerlendirdi. Hakkındaki yalan haberlerle ilgili rahatsızlığını ifade eden hocaefendi, her türlü tahrike rağmen çevresindekilere sükûnet telkininde bulunmuş. Çok sevdiği talebesi Bayram Ali Öztürk'ü kaybettikleri için mazlum durumda olmalarına rağmen 'hilaf-ı hakikat' olarak nitelendirdiği haberler yüzünden tartışılır konuma düşürülmekten şikayetçi. "Ne şekilde olursa olsun camide cinayet işlenmesini tasvip etmemiz mümkün değildir." diyor. Bazı kişi ve örgütlerin, camide yaşanan vahim hadiseleri fırsat bilerek cemaati kendi çirkin emellerine alet etmeye çalıştığını vurguluyor.

Ustaosmanoğlu, "Medyada camimiz ve çevresinde yaşayan birçoğu cami cemaati olan insanlar hakkında hilafı hakikat haberler, asılsız ve hayali yakıştırmalarla esasta mağdur ve mazlum durumda iken aksine aleyhimize iftira mahiyetinde zanlar oluşturma gayretlerine şahit olduk." diyor. Hayatı boyunca vatanı ve milleti için hayır hizmette bulunan bir kimse olarak kendisine yapılan bu yakıştırmalardan dolayı ağır rahatsızlık geçirdiğini dile getiriyor. 'Hayatımızın hiçbir döneminde meşruiyet dışında olmadık ve olmayacağız.' ifadelerini kullanan Ustaosmanoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Fitne ve fesada taraftar olmadık ve olmayacağız. Müessesevi bir hüviyetimiz olmadığı gibi hiçbir şahıs ya da grupla hususi mahiyette bir münasebetimiz de olmamıştır. Böyle bir ihtiyaç ya da niyet içerisinde de olmadık. Hal böyle iken; bazı şahıs mihrak veya grupların değişik ancak iyi niyetli olmadığı aşikar maksatlarla kendilerini bizimle irtibatlı gösterme teşebbüslerini üzüntü ile izliyorum. Hangi maksatla olursa olsun bu teşebbüslerin tamamen iftira mahiyetinde olduğunu açıkça belirtiyorum."

'Kimseye benim adıma konuşma yetkisi vermedim'

Ustaosmanoğlu, Fatih Çarşamba'da yaşayan bir kısım vatandaşın cübbeli, çarşaflı fotoğraf ve görüntülerinin medyada yer almasından ve aşağılanmasından da şikayetçi oluyor. "Bir kısım cami cemaati ile bazı yakınlarının kıyafetlerinin benzeşmesi ya da farklılıklar göstermesi hiçbir özel maksada matuf değildir. Bol ve rahat olduğu için tercih ediliyor." diyerek, sıradan bir tercihin insanların hususi hayatları çerçevesinde saygıyla ve anlayışla karşılanması gerektiğine vurgu yapıyor.

Mahmut Ustaosmanoğlu, bazı yayın organları tarafından konuşmalarının alıntı yapılarak, kendi adına yayınlanmasından da rahatsız. Üstüne basa basa, "Kimse bizi temsil etmiyor. Bizi temsil etmeleri için de kimseye yetki vermedik." diyor ve ekliyor: "Bazı kimseler sözde bizi veya hayali bir gruplaşmayı temsil ediyormuşçasına medyada yer alarak beyanat veriyor. Bunların hiçbirisi ile doğrudan ya da dolaylı alakamız bulunmadığını açıkça ifade ediyorum. Bu hususta şahsım adına beyanda bulunmak üzere hiçbir kimse veya kuruluşa yetki vermedim. Aksi durumda böyle bir yetkiyi vermem halinde de bunu önceden uygun şekilde açıklarım."

'Camide yaşanan vahim hadiseyi fırsat bilenler oldu'

Ustaosmanoğlu, birtakım kişi ve örgütlerin camide yaşanan vahim hadiseleri fırsat bilerek İsmailağa Camii cemaatini ısrarla 'provokasyon kokan' tavırlarla kendi çirkin emellerine alet etmeye çalıştığına da vurgu yapıyor. Konuyla ilgili sorumuza şu cevabı veriyor: "Ülkemizin huzurunu hem de şahsımızı ve uzun süre vazife yaptığımız camiyi ve cami cemaatini bu faaliyetlere alet etme gayretlerini üzüntü ile izliyorum. Hiçbir şüphem yok ki devletimiz bu çirkin ve özel maksatlı faaliyetleri takip ediyor, gerekli tedbirleri alarak kendi halinde masum ve temiz insanların manen ve madden üzülmelerine, zarar görmelerine mahal vermeyecektir."

Bayram Ali Öztürk Hoca'nın öldürülmesi hakkında yorum yapmaktan kaçınan Ustaosmanoğlu, konu üzerinde emniyetin çalıştığını belirterek, "Ne şekilde olursa olsun camide cinayet işlenmesini hiçbir şekilde tasvip etmemiz mümkün değildir." diyor. Yaşanan bütün tahriklere rağmen İsmailağa Camii cemaatinin oyuna gelmeyeceğinin altını çiziyor. Çevresindeki kimselere güveninin tam olduğunu anlatırken, şu ifadeleri kullanıyor: "Biliyorum ki gerçek mümin kardeşlerim hiçbir zaman ülkeleri ve içinde yaşadıkları toplum aleyhine bir faaliyet içerisinde bulunmazlar, buna izin vermezler." Cami cemaati hizmetlerinin sadece 'İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı'nın desteğiyle yürütüldüğüne vurgu yapan Ustaosmanoğlu, bu vakfın da kanunlara uygun bir şekilde hizmetlerini yaptığına dikkat çekiyor.

[MAHMUT EFENDİ KİMDİR?]

Mahmut Ustaosmanoğlu, 1929 yılında Trabzon'un Of ilçesinin Tavşanlı köyünde doğdu. 10 yaşında, köyün imamlığını yapan babası Ali Efendi ve annesi Fatma Hanım'ın hocalığında hafızlığını tamamladı. Mehmet Rüştü Âşık Kutlu Hoca'dan talim dersleri aldı. Balaban köyünde Hoca Abdülvehhab Efendi'den Arapça okudu. Devrin tanınmış hocalarından ve dersiamlarından Süleymaniye Medresesi mezunu Hacı Dursun Feyzi Güven Hocaefendi'den fıkıh, tefsir, hadis gibi dini ilimleri okuyarak 16 yaşında icazet aldı. Köyünde ders vermeye başlayan Ustaosmanoğlu, askerlik çağına gelmeden talebelerine icazet verdi.

1951'de Ramazan ayı için Sivas'ın Divriği ilçesine vaiz olarak gönderildi. Sohbetleriyle etrafındakileri kendisine hayran bırakan Ustaosmanoğlu, 16 yaşındayken teyzesinin kızı Zehra Hanım'la evlendi. Ahmet, Abdullah ve Fatıma isminde üç çocuğu oldu. 1952 yılının sonlarında tanıştığı M. Haydar Efendi'yle tanışması hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Askerlik sonrası şeyhi Ali Haydar Efendi (ks) onu İsmailağa Camii'ne imam tayin etmek için davet etti. 1954'te İsmailağa'da imamlığa başladı. 1996'da 65 yaşını doldurduğu için aynı camiden emekli oldu. Ruhu'l-Furkan isimli tefsirini kaleme almaya başladı. Şu ana kadar 12. cildini tamamladı. Sohbetleri 4 cilt halinde, Yanyalı Mustafa İsmet Garibullah'ın Risale-i Kudsiyye isimli kitabının tercüme ve izahı da iki cilt olarak yayınlandı.

Mükremin Albayrak - İlahiyat Muhabiri
 


Muhabirden Haber İzlenimleri:
Vaktinin çoğunu 10 metrekarelik bir odada geçiriyor
Mahmut Ustaosmanoğlu kamuoyu tarafından en çok merak edilen kişilerden biri. Sağlık sorunları sebebiyle sürekli geri çevrilen görüşme taleplerimiz nihayet, 'kısa sürmesi' kaydıyla kabul edildi.

Verilen randevu saatinde fotoğraf editörümüz Selahattin Sevi ile birlikte Fatih Çarşamba'daki evine gittik. Mahmut Efendi, iki oğlu ile birlikte İsmailağa Camii'ne bakan bir evde yaşıyor. Üç katlı apartmanın girişi dükkan olarak kullanılıyor. Dairelerden ikisinde oğulları, diğerinde ise her ikisi de vefat eden kızı ve damadı Hızır Murat Hoca'dan olan torunları kalıyor. Misafirleri, oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu kabul ediyor. Mütevazı bir salona alınıyoruz. Çekyatlarla çevrilmiş odanın zemini halıfleks ile kaplı. Küçük bir kütüphanenin bulunduğu salonun duvarında pano haline getirilmiş Kâbe örtüsü göze çarpıyor. Camekan içerisine alınmış İmam-ı Rabbani'ye ait hırka dikkatlerden kaçmıyor. Şaşaa ve lüks bu eve uğramamış. Oğlu Ahmet Bey, 10 dakikalık bekleme esnasında babasının sağlık durumu ile ilgili bilgi veriyor. Hocaefendi yeni ameliyat olduğu için doktorlar hijyenik ortamda kalmasını istemiş. Bu yüzden uzun süredir misafir kabul etmiyorlar. Evde ilk kez bir gazeteciyle görüşecek olan babasının fazla yorulmamasını rica ediyor. Fotoğraf çekiminde sıkıntı yaşayabileceğine dikkat çekiyor. Kısa bir hazırlığın ardından Mahmut Efendi'nin yanına alınıyoruz. Görüşme için girdiğimiz oda, Hocaefendi'nin istirahat etmek için kullandığı 10-15 metrekarelik bir yer. Gününün büyük bölümünü burada geçiriyor. Pencereler İsmailağa Camii'ne bakıyor. Köşede nevresimli battaniye ile düzgün örtülmüş bir yatak, karşısında 2 kişilik bir kanepe ve yanında Mahmut Efendi'nin oturduğu bir koltuk var. Odada iki pencere arasındaki daracık duvara asılan Osmanlı tuğrasından başka herhangi bir pano göze çarpmıyor. Bizi mütebessim bir çehreyle karşılayan Mahmut Efendi, söyleşi boyunca tebessümünü hiç eksik etmiyor. 78 yaşında olmasına ve sağlık sorunlarına rağmen hafızası kuvvetli. Konuşmakta biraz sıkıntı çektiğini görüyorum. Onca tartışmanın aksine kendini Allah'a adamış yaşlı ve bilge bir insanla karşı karşıya olduğumu hissediyorum. Hocaefendi, kendisine yapılan haksızlık karşısında derin bir sükut içerisinde. Keşke diyorum kendi kendime, "İnsanları tanımadan, bilmeden bu kadar ağır ithamlar yapılmasa!" Hayatında ilk kez bir röportaj veren ve fotoğraf çektiren Mahmut Efendi, farkında olmadan geriliyor. Konuşmamızda birilerinin kendi adlarına konuşmasından ve kendileriyle özdeşleştirilmesinden şikayetçi oluyor. 'Kim bunlar?' diye sorduğumuz sorulara açıkça isim vermekten kaçınıyor; ama kastettiği kimseler verdiği cevaplarda ortaya çıkıyor. Açıklamalar kamuoyunun merak ettiği sorulara da aslında net cevapları içeriyor.
MÜKREMİN ALBAYRAK
27/10/2006

GERİYE