|
Uyan...
Beni unutmanı söylüyorum
Sanma ki gönülden
Eğer unutmak istiyorsan
Ne gelir ki bu elden.
Sevdamın ateşi yansın çöllerde
Sevgim bir şarkı gibi söylensin dillerde
Yalnız bıraktın beni yaban ellerde
Yaptıklarını çek emi mahşerde.
Mutluluktu seninle geçen her an
Sen de sevda ateşi ile yan
Kalbine göm sevdanı benim gibi, biraz dayan
Haykırıyorum seni sevdiğimi artık uyan...
Bu Gönül...
Ben seni bırakıp giderken yaban ellere
Yüreğim seninle dolu kalacak
Tek bilmeni istediğim şey
Bu gönül sensiz hiç olmayacak
Yüreğimde şimdi kopar sayısız fırtına
Sabret biraz seni de alacağım yanıma
Seversem senden başkasını yaban ellerde
Kendi ellerimle kıyarım inan canıma
Araya girse de hasret
Seni hiç unutmayacağım
Bu ayrılığın sonu kavuşmak
Döndüğümde seni bıraktığım gibi bulacağım
Gül ölümü
Herhangi bir evin
herhangi bir odasında
kırmızı bir gül ölümü solumakta
sen şimdi kara bir kuşkusun
kalabalık bir şehrin yitiklerinde
mavi ellerini de siyaha boyuyorum
öylece kalıyorsun kendi cehenneminde
her şey çok boyutlu
ellerinde yumuşacık bir İstanbul
ellerin yine mavi
İstanbul
martıların,
geçip giden suların,
gemilerin çığlığında şimdi.
Madem ki öleceğim
bir deniz ortasında ölmeliyim
ya da bir gece yolculuğunda
ve
mutlaka mavi olmalı kefenim
gölgelerimiz
yan yana uzamıştı cadde boyu
kızkulesi sağımızda
kalıyordu
tütün, şarap ve balık kokuyorduk
ve
zaman korkmadan geçiyordu
suların üzerinden
Bu Gidiş, Öylesine Bir Gidiş Değil
kelimeler düğümlenir yüreğinde,
ellerin koynunda kalakalırsın,
ağlarsın...
bu nasıl bir acı,bir gün gelir sen de anlarsın.
bu düş senin bildiğin gibi değil.ve bu gidiş,öylesine bir gidiş değil...
ağartır saçlarını,hasret yüklü akşamlar,her köşesinde gizler onu sokaklar.
kaçarsın.iklim iklim dolaşırsın,bir kırık kanatla.bilmezsin oysa,yüreğindedir aradığın sevda.
bu düş senin bildiğin gibi değil.ve bu gidiş,öylesine bir gidiş değil...
memleketler bilirsin,toprağı gül kokan,bir ana bırakırsın,yokluğunda ağlayan.anlayamazsın.
şimdi sen evlat tadındasın.henüz sevdanın
pembe hülyalarındasın.
bu düş senin bildiğin gibi değil.
ve bu gidiş,
öylesine bir gidiş değil...
bir eylül sabahı,kapanır ayaklarına ümitsizlik
ağustos çalmıştır herşeyini.ağlarsın...
mevsim mevsim erirsin.vedasız çekip gitmiş olsan da,sen bu şiirin en güzel kafiyesisin.
bu düş senin bildiğin gibi değil.ve bu gidiş,öylesine bir gidiş değil...
İstanbul
beyoğlu sokaklarında
dileniyordu,
balık tutuyordu boğazın serin sularında,çığlık çığlığaydı martılar
köprüler
enikonu serilmişti suların üzerine
insanlar boyuna yoksullardı
bir çocuk
hiç durmadan simit satıyordu
bir adam
yoksul sandalyesinin dibinde
köprü altında
upuzun yatıyordu.
herkes kendi dünyasındaydı.
biz
neresindeydik
kendimizin?
masmavi, ipincecik bir ipti yaşamak ,en çok sustuğumuz yerde kanıyordu
yalnızlıklarımız eşitlenmişti
bundandı belki durup durup
hüzünlenmeler de
en güzel yanılışım demek isterdim
ellerinin maviliğine
Uzanabildiğin Her şey Senin...
kapa gözlerini, bu okyanuslar,ve o derinlikte düşler senin...alabildiğince uzanan şu sevda,
gönül yollarından akan gözyaşları...ne bileyim işte...uzanabildiğin herşey...
ama her şey senin...
yıkık dökük geçmişin düşmez yakandan,sevdan gölge olur gelir ardından.
varsın dünya yine dönsün eskisi gibi...
bırak kendini rüzgarın kollarına götürsün seni,bu alabildiğince uzanan ızdırap,
yüreğine düşen bu ateş senin...ne bileyim işte...
uzanabildiğin her şey...ama her şey senin...
kaçarsın
titretir sevda korkusu yüreğini,
nereye gizlensen bulur bir hayal seni...
oysa herşey boşunadır kaçış adına...bir medine hülyasıdır heyecankalbin kıpırdar,
alır götürür seni...gittiğin...gidebildiğin her yer senin.ne bileyim işte...
uzanabildiğin her şey...ama her şey senin...
Yaşanmamış
Kabus mu bu gördüklerim
Yoksa zindan mı gözlerim
Kederlere yenik düşmüş
Gün saymakta şu bedenim
Yaşanmamış mutluluklar
Sevgiler ve de anılar
Geride bıraktığım
Yaşanmamış bir hayat var
Yağmur girip uyandırsa
Penceremden yatağıma
Ezberlenmiş acıları
Siyah yastığımdan alsa
Yaşanmamış dostluklar
Sevinçler ve de şarkılar
Arkamda bıraktığım
Yaşanmamış çok günler var
Gökyüzüne bakar oldum
Gecelere bekçi oldum
Çok sevmiştim adını
Şimdi hatırlamaz oldum
Yaşanmamış ayrılıklar
Efkar kokan akşamlar
Kağıtlara sakladığım
Yaşanmamış bu duygular
Ölüm Şarkısı
ne güzel diye başladığın hatıralar,
söyler sana da ölüm şarkısı.
kanamaya başlar kapanan yaralar,
hicran olur sana ölüm şarkısı.
gözüne dolar bir kaç damla yaş,
bağrına basarken sen de taş,
bir gün adın olur ayyaş,
dinlediğin müzikler olur ölüm şarkısı.
kırılmaz olan kalpler dağılır,
resimler seni geçmişe çağırır,
dudakların ıslak ıslak mırıldanır,
söylenen tek şeydir ölüm şarkısı.
yılların izi vurur başına,
feleğin sillesi acımaz genç yaşına,
saçların rengi benzer mezartaşına,
öpülesi dudakların söyler ölüm şarkısı.
yarınından ümidin kalmaz artık,
kimseye derdini açamazsın artık,
rafet gibi sen de isyanla artık,
söylersin bir gün ölüm şarkısı.
Sen Gittin Gideli
Gözlerim uzağa hiç dalmamıştı
Gözyaşım yerlere damlamamıştı
Uyurken bedenim ağlamamıştı
Sen gittin gideli canım sevgilim
Bu gün de nedensiz ağlıyorum ben
Durmadan aklıma geliyorsun sen
Kalbimin kapısı artık demirden
Sen gittin gideli canım sevgilim
Kararı belki de kader veriyor
Gerçeği şüphesiz öne seriyor
Gelip geçen herkes seni soruyor
Sen gittin gideli canım sevgilim
Bir ateş yanıyor deli gönlümde
Kader utanıyor benim ömrümde
Gözyaşım kuruyor iki gözümde
Sen gittin gideli canım sevgilim
Ayrılık izi var yaşlı tenimde
Gençliğim yok oldu senin elinde
Şarabın tadı yok artık dilimde
Sen gittin gideli canım sevgilim
Sensizim demeye çok korkuyorum
Kim bilir belki de utanıyorum
Gönlüme başka yar bulamıyorum
Sen gittin gideli canım sevgilim
Ne Olur
Silmiyor silgiler artık resmini
Görmüyor gözlerim şimdi hepsini
Gönüller koparıp çaldı ismini
Yazmasam ne olur yazsam ne olur
Kalbimin kimseye değmez nazarı
Çekemez olmuşum böyle azarı
Gönlüme derince bir aşk mezarı
Kazmasam ne olur kazsam ne olur
Sevmek mi günahtır sevilmiyorken
Ölmek mi günahtır yaşamıyorken
Kader oyununu oynamıyorken
Bozmasam ne olur bozsam ne olur
Özgürüm böylece sona varırsın
Seversin gönlünce yalnız kalırsın
Sevdiğin elinden yaralanırsın
Azmasam ne olur azsam ne olur
Kalmadı
Yazacak öyle çok kağıdım var da
Bu aşkın sonunda sözüm kalmadı
Sazımın teline vurduğum anda
Seni anlatmaya lüzum kalmadı
Kördüğüm olmuşum çözümüm yarda
Diye diye yanan közüm kalmadı
Öldürüp bıraktın beni dünyada
Ağlamak için gözyaşım kalmadı
Özgürüm ne işin var ki bu handa
Hadi git tek dostun sazın kalmadı
Sevginin çoğuna layıksın sanma
Çoğundan vazgeçtim azın kalmadı
Beni
Rüzgarına kapılırsam es beni
Yaprak yaprak defterinden kes beni
Tek hatası sevmek diye yazdırıp
Sayfa sayfa duvarlara as beni
Böyle aşklar tarihte de görülmüş
Görülenler üzerine yaz beni
Kefenim de siyah iple örülmüş
Örenlere mezar olsun kaz beni
Bedenimle acılara doymuşum
Etkilenmez durma sen de üz beni
Yanıyorum kaderime uymuşum
Söndüremez sevgilerle buz beni
Yazılmıyor kara sevda kağıda
Aşkın ile terk ediyor söz beni
Aşılmıyor sensiz gönül dağı da
Anlatamaz oldu artık saz beni
Kâr etmiyor unutmaya içkiler
Şişelere boşaltsanız az beni
Aşka kurban yine beni seçtiler
Kaderimse ilk sıraya yaz beni
|